Ekonomi

Ekonomi; fert, aile, şirket ve cemiyet temelinde tüketim, üretim, bölüşüm, refah, gelir, gelişme, kalkınma, dış tecim, tutum şeklinde mevzuları bilimsel dayanaklarla inceleyen bir toplumsal bilim dalıdır.

Kaynakların sınırlı olması sebebiyle insanoğlu çeşitli alternatifler içinde tercih yapmak zorunda bırakılırlar. Bu nedenle ekonomiye “tercih bilimi” olarak da tanımlamak mümkündür. Iktisat bilimsel anlamda, A. Smith’in “Ulusların Zenginliğinin Doğası ve sebepleri Üzerine Bir İnceleme” yada yani “Ulusların Zenginliği” kitabı ile adım atmıştır.

Ekonomi; vakalar içinde neden-sonuç ilişkisi kurar, insan davranışlarının bir tek ekonomik yönünü inceler ve fertleri kendi çıkarları ardında koşan tutumsal insanoğlu şu demek oluyor ki “Homo Economicus” olarak kabul eder. İsteklerin sınırsız kaynakların ise sınırlı olması kıtlık sorununu ortaya çıkarır. Kıt olan kaynakların, “ne kadar üretileceği”, “iyi mi üretileceği”, “iyi mi bölüşüleceği” sorunları ise iktisat biliminin doğuşuna sebep olmuştur.

Uluslararası mal ticaretinin var olması, bazı ülkeleri ana para birikimi sebebiyle daha çok güçlenmiştir. Bundan dolayı, ekonomi üzerine detaylı olarak düşünülmüş ve tarihte biroldukça kere dış politika aracı olarak kullanılmıştır.

Ekonomiyi, pozitif yönde ve normatif iktisat olarak ikiye ayırmak mümkündür. Pozitif yönde iktisat; mevcut durumla ilgilenirken, kıymet yargılarına yer vermez. Normatif ekonomi ise ne olması icap ettiğini incelemektedir. Kıymet yargıları önem taşımaktadır.

Tanınmış Ekonomistlerin iktisat Tanımları
Alman iktisatçı F. Falke ekonomiyi “Bir ülkenin organik varlığının ve bir topluluğun toplumsal düzeninin oluşturduğu sınırlar içinde, belirli yaşamsal hedeflere ulaşmak için mevcut kaynakların ölçülü ve özenle kullanılması ve bu konudaki faaliyetlerin planlı bir şekilde yürütülmesidir.” şeklinde tanımlamıştır.

Amerikalı ekonomiçı Samuelson, “Para kullanılarak veya kullanılmayarak, insanoğlu içinde mübadeleye yol açan faaliyetlerin incelenmesi” doğrusu “Servetin İncelenmesi” olarak dile getirmiştir.

Fransız iktisatçı H. Turchy , “toplum halinde yaşayan insanoğluın malları elde etmek için sarf ettikleri faaliyetlerin incelenmesidir.” saslıyle tanımlamıştır.

İngiliz iktisatçı Adam Smith, serbestleşmenin ekonomiyi geliştireceğini ve kendi çıkarlarının gözeten ferdin camiası da geliştireceğini savunmuştur. Ekonominin babası olarak anılan A. Smith, paracı ekonominin ilk teorisyenidir.

Alaman ekonomist Karl Marx, zenginliğin deposunın artı kıymet bulunmuş bulunmuş olduğunu dile getirmiştir. öteki bir deyişle, sermayedar için çalışan işçiler ürettiklerinin bedelinden daha azca bir ücret almaktadır. Girişimci tarafınca alınan bu fark ise K. Marx tarafınca artı kıymet olarak vasıflandırılmıştir.

Ekonominin Alt Dalları nedir?
Mikro ekonomi; kıymet taşıdığı önde gelen tek tek özel vakalar ile ilgilenir. Örneğin, arz ve talep mevzusunda kişilerin davranışları, bir malın piyasa fiyatı, bir teşebbüsün işleyişi şeklinde mevzuları ele alır.
Makro iktisat; tutumsal bütünler arasındaki ilişkileri inceler. Toplam Talep, Toplam Arz, İstihdam, ulusal Gelir, Dış tecim, şeklinde kavramlar makro ekonominin başlıca mevzularını oluşturur.
Para-Banka; Bankaların parasal mevcut ve gereksinimları, Merkez Bankası politikaları, paranın fonksiyonları şeklinde mevzular işlenmektedir.
Gelişme ve Kalkınma; ülkelerin gelişme koşullarını, kalkınmanın şartlarını, azca gelişmişlik, fakirlik şeklinde mevzular incelenmektedir.
Uluslararası İktisat; İhracat, ithalat, döviz kurları, tarifeler, kotaların üzerinde durulduğu iktisat dalıdır.
Türkiye Ekonomisi; Türkiye ekonomisi vakitı, gelişim süreci ve dinamikleri ile ilgili iktisat dalıdır.
Ziraat Ekonomisi; Tarımsal üretimde, maksimum yarar, minimum maliyet, uzmanlaşma başlıkları incelenmektedir.
Ekonomi ile İlgili Bazı Temel Kavramlar
İnsan gereksinimlarının karşılanması amacıyla mal ve hizmet kullanılması tüketim olarak adlandırılır.
Karşılandığında haz karşılanmadığında ise acı veren duygulara ihtiyaç denir.
Mal ve hizmetlerin insan gereksinimlarını karşılama özelliğine yarar denir.
Bir malın yararlılık derecesi artırılarak farklı bir mal haline getirilmesine üretim denir.
Tüketicilerin direkt tüketebildiği ürünleri üretmek için kullanılan girdiye ara malı denir.
Üretim sürecinde ne olursa olsun olması ihtiyaç duyulan emek, ana para, organik kaynaklar ve müteşebbis girdilerine ise üretim faktörleri denir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir